10 Şubat 2017 Cuma

, ,

2017 Bullet Journal || Kitap Sayfaları


Bullet Journal'ın ne demek olduğunu artık çoğu kişi biliyordur fakat kısaca anlatmam gerekirse her şeyiyle sizin tasarladığınız ajanda/planner diyebilirim. İlk olarak ajanda geçmişimden bahsetmem konunun ilerleyişi açısından önem arz ettiği için buradan başlayacağım. 2017 ile beraber bu benim üçüncü ajanda/planner/bullet journal kullanımım oluyor.

Tarihler 2015'i gösterir ve ben eyleme geçmeye hazır olduğumu zannederek güzel bir ajanda alırım. İlk başladığımdan doğum günleri ve sınav tarihleri arada da okuduyup bitirdiğim kitapları not etmek için kullandığımdan yarısından fazlası kullanılmadan yılı tamamlamıştım. Daha sonra Bullet Journal kavramı yavaş yavaş gözüme çarpmaya başlayınca aynı zamanda yine ajanda tutkum da devam ettiğinden yine bir yılın başına gelmeden bende plan proje oluşmaya başladı.

2016 yılı için ise ajanda yerine başlıktaki sarı renkli defter boyutunda bir defter seçtim. Benim için o ay ne önemli ise onları yazdığım bir defter oldu. Bazı satırları sadece o gün neler hissetiğim bazılarında sevdiğim sözler bazılarında okuduğum kitaplar ve sevdiğim dizileri not alarak en arka sayfalarını da yine almak istediğim kitaplardan oluşturarak bir ajanda/planner oluşturdum. Diğerine göre çok çok daha kullanışlı ve bir o kadar da eğlenceli bir defter olmuş oldu ve 2016'yı o defterle kapattım.

Şimdi 2 deneyimimle de vardığım sonuç şu oldu: Bullet Journal kavramı olarak defterleri kullanmadığım ortaya çıktı. Ama hala gözüm bullet journallarda olunca bende iyice bir araştırmadan sonra ve benim eklemelerimle ortaya güzel ve içime sinen bir bullet journal oluştu. Sizinle de bunu paylaşıp biraz da olsa kendi deneyimlerimi anlatmak istiyorum. O zaman başlayalım!


Sade bir girişi olsun istedim.


Normalde girişten sonra bir içindekiler bölümü olması gerekirken ben direkt yıllık tablo oluşturmayı seçtim. Ama içindekiler bölümü yapmakta fayda var bana kalırsa. Yaparken bunu bir düşünün. Benim gibi yapmayıp daha farklı stillerde bu yıllık görünümü oluşturabilirsiniz. 


Gelelim senenin ilk ayına. Bullet Journal da oluşturmaya adım adım yaptığımız için ben genelde ay bitimine doğru aylık tabloyu oluşturuyorum. Ocak ayında neler önemli olduğunu kareciklere not alıyoruz. Böylelikle yıllık tabloda yazamadığımız daha spesifik olayları, durumları aylık tabloda yazabiliyoruz. Yine benimkinin tam tersi bir şekilde burayı oluşturabilir, yaratıcılığınızı konuşturabilirsiniz. Seçim sizin. 


Artık asıl ajanda kullanımına geçiyoruz. isterseniz bu iki sayfayı haftalık olarak kullanabilir isterseniz benim gibi bir tarafı haftalık ajanda bir tarafı da böyle yaptığınız çizimler ya da izlediğiniz dizileri ya da bunları geçip daha farklı notlar alabileceğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Ben bu tarz kullanmayı seçtim. Sağ tarafta boş bir sayfanın olması istediğim şekilde kullanım imkanı sunuyor. Bu da benim için güzel bir durum. 

Defterin en arka safalarına genellikle ben almak istediğim kitapların listesini yapıyorum. Bu bullet journal kavramında yok. Yani en arkaya yazma olarak yok. Fakat bullet journalda bir sürü listeler bir sürü challangelar/etkinlikler olabiliyor. Mesela;


Güne erken kalkarak başlamayı istiyordum ve bu düşünce birkaç haftadır kafamda dönüyordu. Aslında günü verimli geçirmek adı altında da ayrı bir şekilde konuşacağım fakat şöyle birazcık bahsetmem gerekirse şubat ayında her gün erken kalkmak üzerine bir challenge yapmaya başladım. Üzeri yuvarlak içinde olan günler erken kalkmadığımı gösterirken diğer çizdiğim günler erken kalktığımı temsil ediyor. Böyle bir tablo yaparak kendime de erken kalkmak için daha çok istek oluşturmuş oluyorum. 


Benim bulet journalım böyle kısaca. Eğer detaylı bilgi almak istiyorsanız bullet journal kavramını ortaya çıkarmış olan kişinin oluşturduğu bir web sitesi var. Şuradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca yine onun oluşturmuş olduğu videoya da buradan ulaşabilirsiniz. Farklı fikirler almak isterseniz de instagramda #bulletjournal diye aratırsanız oldukça farklı tarzlarda bullet journallara bakabilirsiniz. Gerçekten sırf onlara bakarak bile bullet journal yapmak isteyebiliyorsunuz. Yaratıcılık tamamen size kalmış durumda oluyor. Şunu da belirteyim ben yine tam manasıyla bullet journal kullanmıyorum. Kendimden bir şeyler katarak böyle bir ajanda oluşturdum. Umarım yardımcı olmuştur. 

Bu tarz yeni fikirleri yine blogda paylaşmayı düşüyorum. Kendin yap (DIY) projelerini çok seviyorum o yüzden çokça deneyimlerimi paylaşacağım yayınların blogda olmasını istiyorum. Öylee... 
Continue reading 2017 Bullet Journal || Kitap Sayfaları

6 Şubat 2017 Pazartesi

, , ,

"Bir gürgen dalı hikayesi" Ben Bir Gürgen Dalıyım - Hasan Ali Toptaş || Kitap Yorumu

Doğayı dinlediniz mi hiç? Peki ya bir gürgen ağacını?

 Hikaye bir karşılaştırma, kendini onun yerine koymayı öğrenme ve derinden yaşanılan öfkelerin içsel bir harmanlaşmasıyla oluşturulmuş. Hasan Ali Toptaş bizi Beşparmak Dağları'nın ötesindeki düzlüğe götürüyor. Oradaki yaşama göz atıyoruz beraber. Bir gürgen ağacının gözleriyle bakıyoruz o düzlüğe ve bir hikaye işitiyoruz usulca. Kelimelerin bizi sarmasına izin veriyoruz o vakit ve işte tam karşımızda bir gürgen ağacı duruyor usulca fısıdıyor "Ege toprağında gencecik bir gürgendim ben." diyerek başlıyor anlatmaya kendi hikayesini. Di'li geçmiş zaman eki kullanması ile de bizi şimdiden meraklandırmayı başarıyor.


Hasan Ali Toptaş'tan okuduğum ikinci kitap oldu Ben Bir Gürgen Dalıyım. İlki ilk şiir kitabı olan Yalnızlıklardı. Onun yorumunu girmediğimi biliyorum fakat size bir sır verebilirim. *fısıldayarak: "Onun yorumu da gelecek. Yakında."  Umarım sırrımı güzelce aklınızda tutar zamanı gelince de özgürlüğünü kendi ellerinizle verirsiniz. Ben ise şimdi Hasan Ali Toptaş'tan okuduğum ikinci kitabı size minik lokmalarla sunmaya çalışacağım. Bakalım olacak mı?

Ben Bir Gürgen Dalıyım, çocuk kitabı kategorisinde görülüyor. Yahu niye böyle bu, neyin nesidir? Bir soralım dedim. O vakit dediler ki bize hikaye çocuklardan itibaren bütün yaşları kapsayıcı etkiye sahipmiş. Kesinlikle katılıyorum ve destekliyorum da. Ben Everest Yayınları'nın ciltli baskısı ile okudum. Alırken hatta özellikle dikkat ettim. Bu basımında içinde harika illüstrasyonlar barındırması beni cezb eden taraf oldu. Buradan illüstrasyonunu üstlenen Oğuz Demir'e selam çakalım o halde! ッ


Bir gürgen dalı insanların doğayı nasıl bir korkuya -evet korkuya!- sürüklediğini anlatıyor. Daha sonra sonlara doğru da insanlara ve yine insanlara değiniyor. İnsanın nereye doğru bir yönelişte olduğunu nereye gitmemiz gerektiği ya da gitmeye karar verirsek ne gibi yolları tercih edebileceğimizi anlatıyor. Bir gününüzü ayırdığınızda da ağzınızda hoş bir tat bırakırken bir taraftan da beynimize sinyaller götürmemizi de sağlıyor. Tabi bu sinyallere uyup uymamak yine biz insanlara kalıyor. Bir gürgen ağacı mı olmak istersiniz yoksa bir gürgen dalı mı?


5/5
Continue reading "Bir gürgen dalı hikayesi" Ben Bir Gürgen Dalıyım - Hasan Ali Toptaş || Kitap Yorumu

1 Şubat 2017 Çarşamba

, , ,

Yabancı - Albert Camus || Kitap Yorumu

Yabancı,  1942 yılında yayımlanmış ve İkinci Dünya Savaşı 'ndan sonra bütün dünyada ünlenmiş bir yazar olan Albert Camus'un yazdığı bir soyutlanma hikayesi. Meursault'un hayatı ve toplumsal ilişkileri içindeki duruşunu, daha doğrusu soyutlaşması aynı zamanda umursamazlığını okuyoruz. Hikaye oldukça sade bir anlatım tarzı ile yazılmış olsa da vermek istediği mesajı Camus tek bir karakter üzerinde toplamış. Bir bakıma kendi düşünce yapımdan da izler bulduğum için de hem karaktere olan bağım çok çabuk oldu hem de kurgunun izleyeceği yolu merak içinde okumamı sağladı. 1957 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmesi üzerine benim yorumum nasıl bir yer eder bilemesem de en azından klasikleşmiş bir eserin bende bıraktığı izleri hala okumamış olan ya da okuyup da üzerine farklı görüşler edinmek isteyenler için yazmış olacağım.


Kitabın isminden biraz bahsetmek istiyorum. Orjinal ismi de aynı olan Yabancı ismi topluma olan yabancılaşması yahut topluma yabancılaştığından verdiği tepkiler olarak yorumlayabiliriz. Belki de yazarın bize anlatmak istediği bir direnişin eyleme dökülmüş halidir. İnsanların her şey hakkında bir bilgisi mutlaka vardır. Herkes bir şekilde istediği şeyi söyleyebilir. Fakat istediğimiz şeyleri söylemek diğer insanların yaşamlarına müdahale etme hakı vermez. Günümüzde de bu sorunun hala var olduğu gerçeği ise romanın evrenselliğini ve zamana meydan okurcasına yazılmış bir eser ortaya konulduğu görüyoruz. Bu bakımdan Albert Camus'un Nobel Edebiyat Ödülü almasının haklılığını anlayabiliyoruz. Hem bir klasik yapıt olması hem de bizleri yormayacak bir anlatıma sahip oluşu ile Yabancı, her yaştaki insanın rahatlıkla okuyacağı bir kitap olmuş oluyor bu sayede.

Geç olsun güç olmasın matığıyla klasiklere yavaş yavaş ön yargımı yıkarak okumaya başladığım için gerçekten mutluyum. Bir şekilde sizi okumanız için çağıran bir kitap Yabancı. O çağrıya uyarsanız eminim sizde benim gibi klasiklere olan ön yargınızı kırabilir yahut yeni bir klasik keşfetmenin tadını çıkarabilirsiniz.


Continue reading Yabancı - Albert Camus || Kitap Yorumu
, ,

Neler Okumuşum? || Ocak - 2017 + Türk Dili ve Edebiyatı bölümü hakkında birkaç düşünce


2017 geldi derken ocak ayı da bir çırpıda geçti gitti. 'Neler Okumuşum?' yazılarını yazmaya devam edeceğim. Fakat bu aylık durum raporlarında birkaç değişiklik yapmaya karar verdim. Yine okuduklarımdan bahsedeceğim ve aynı zamanda sohbet havasında olsun da istediğim için bir konu belirleyip onun hakkında lakırtı, tıngırtı -artık ne derseniz deyin- olarak yazıları süslemeyi  düşünüyorum. Ya hiç olmadı bu falan diyeniniz olursa hemen vazgeçerim ama he! Okuyucu baş tacım, ceketimin yakası, kitabımdaki ayracımdır.

O vakit kış ayının en beyazlısı ocak ayında neler okudum bir bakalım;


Toplamda 4 kitap okumuşum. Gayet iyi bence. Bu aralar sadece dizi izlediğim için gözüm hiçbir şeyı görmüyordu. Özellikle kore dizileri feci sarıyor. Tabi bir de bitmiş kore dizisiyle bu feci boyutlara ulaşır. Çünkü hepsini bitirmek ister hale geliyorsunuz.  Ne demek istediğimi sıkı kore dizileri izleyenler anlar. *.*

Lafı yine dizilere getirmiş olsamda hemen toparlayıp okuduklarıma dönüyorum. Okuduğum sıraya göre yazdım. O yüzden ilk ikisinin yorumuna isimlerine tıklayarak veyahut tıklamayıp sitede gezintiye çıkarak bulabilirsiniz. Seçim sizin tabikide. Son iki kitabın yorumları da bugün gelir gibi. Baskı yapmayın diyorum. Aaa gelir kesin. Çok şeysiniz hıh! (Güncelleme 09.02.2017: yorumlar geldi. *.*)

***
Malum bilindiği üzere ya da şuan  bilindiği gibi ben Türk Dili ve Edebiyatı bölümü okuyorum. Birçok noktada kitaplar hayatımda oluyor yani. Bu kulvarda oluşum tamamen bir tercih listesi oyunu olsa da -hah şimdi istemiyor gibi oldu ki külliyen yalan- bölüm hakkında oldukça olumsuz yorum dolaşıyor. Seçmek isteyen ya da düşünen biz genç kesim ise bu yorumlar denizinde hem boğuluyor hem de çevreden gelen soğuk hava koşulları etrafında dönüp duruyoruz. Yorumlar haksız demeyeceğim. Haklı olanlar üzülmesin.  Fakat biraz açıklık getirmek gerek kendimce diye düşündüm. 

Türk Dili ve Edebiyatı neden seçilmeli, bu bölüm neden var, seçen insanlar bile bile ölüme mi gidiyor yoksa edebiyat bir yaşam biçimi mi? Evet bu sorulara yanıt olacak birkaç temel madde sıralayacağım. Olmadı ben yine de anlamadım yok yalan bunlar diyorsanız da bölüm size güle güle der. Hoh başlayayım.

*Türk Dili ve Edebiyatı, sadece edebiyat severlerin okuduğu bir bölüm değildir. Aksine isminde de geçtiği gibi dil üzerinde de yoğunluklu bir ders programı vardır. Tabi bu ileride sizin hangi alanda yoğunlaşmak istediğinize göre kafanızda şekillenecek ilk ayrım noktası olacaktır. 

*İkiye ayırdık o zaman. Dil ve edebiyat. Dil üzerinden gideceğim diyorsa bir öğrenci onu bekleyen önemli dersler var. İlki tabiki Türkçe. Bizim ilk senemizde gördüğümüz Türkiye Türkçesi isimli ders. Kendisi bildiğiniz lise konuları olmakla beraber pratikte ve uygulamada güzel bir altyapı yapmanıza sağlıyor. Daha sonra Eski Türkçe ile temele iniyor ve Göktürk alfabesini güzelce öğreniyorsunuz. Bunu takiben Orta Türkçe ve Eski Anadolu Türkçesi  son olarak da Tarihi Türk Şiveleri ile noktayı koyuyoruz. Bunlar edebiyat üzerinden yürüyenler için de gördükleri dersler. Yani edebiyat üzerinden ilerlemek istiyorum ama dil dersi görmesem olur mu derseniz size ıh ıh diyorlar. Üzülmeyin alışıyorsunuz. Ha bir de ek olarak Osmanlıca Türkçesi dersi var. O biraz farklı bir boyut tabi. 

*Peki edebiyat aşkım var yine de bu bölüm olur mu? Olur. Güzel olur hem de ballı ekmek olur. Ama dediğim gibi dil konusunda zayıfsanız bu konuda sıkıntı yaşarsınız. Ama bir edebiyatçının dili olmasa kimin olsun ki? (Yine de zor ama ben diyim.)

*Ben öğretmen olmak istiyorum ama.... Olursun. O da olunur. Ben de olurum. Ama kpps'ne güveneceksin. Sıkı bir kpps'ci bir edebiyat öğretmeni olmuşluğu vardır.  Fakat yüksek puan almak ve atamanı beklemek önemli. Yine öğretmen olurum diyen biri yüksek lisans yapabilir seçtiği bir dalda. Sonra yine sınavlara girer. Akademisyen olur. Cümle çok kolay oldu ama şöyle söylemem gerekirse emeksiz hiçbir şey olamazsınız.  Bu her alanda böyledir. Kendini olmak istediğin şeye adarsan kimse önünde duramaz. Durana hafif ayak hareketi ile düşürmemek suretiyle iteleyebilirsin ama. Düşürmemek önemli. 

*Kimse ciddiye almıyor ama bölümü... Tükürmek çare değil ama dene bence. Şimdi şöyle bir şey hayat senin hayatın değil mi? Öyle.  Peki hayat risklerle dolu mu? Öyle. O riskler bizi vezir de eder rezil de dimi? Başka sözüm yok hakim bey. Çekilebilirim.

*Gerçekten istiyor musun peki? İSTİYOR MUSUN? DUYAMADIM. Hah diyorsan istiyorum çok kim ne derse desin demeye devam etsin azıcık zayıflar belki. O zaman yürü bence. Koş hatta.  Neden? Çünkü her bölüm onu gerçekten severek yapacağını düşünüyorsan seni sever, sana kollarını açar. Bağrına basar. Bu her yerde aynıdır.  Sevmediğin, istemediğin aklında tereddüte düştüğünse eğer biraz daha bekle. Eksilerini artılarını kendinin mutluluğunu mutsuzluğunu düşün. Sevdiklerini düşün. Arada bir müzik aç kafanı dinle. Kalbin ne der bir sor, izin al. Beyin ne derse odur de. Bir kahve iç sonra. Tuzlu olmasın dikkat. Doğruyu kendinden başka kimse bulamaz. Unutma! Ben de kahvemi alıyım. Özenirim. Hadi görüşürüz. 

Continue reading Neler Okumuşum? || Ocak - 2017 + Türk Dili ve Edebiyatı bölümü hakkında birkaç düşünce