Ardımda Kalanlar - Ellen Marie Wiseman | Kitap Yorumu

30 Haziran 2015 Salı

Psikolojinizi bir süre sarsan ve kitabı fırlatmak isteyeceğiniz bir kitaptır. 



Arkadya Yayınları
'nın yenilerinden olan Ardımda Kalanlar'ı bitireli bir kaç gün oluyor. Fakat kitap öyle bir şey ki sizi gerçekten sarsıyor ve yorum dahi yazmak istemiyorsunuz. Şimdi yanlış anlaşılmasın. Kitabı beğendim. Neden böyle dediğimi açıklamadan önce kitabın künyesine bir bakalım;





Orjinal Adı: What She Left Behind
Kitap Adı: Ardımda Kalanlar
Yazar: Ellen Marie Wiseman
Tür: Dram, tarihi kurgu, yetişkin kurgu, gizem
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Çevirmen: Solina Silahlı
Sayfa Sayısı: 440
GR Puanı: 3.87
Satın Alabileceğiniz Siteler: Okuoku | Kitapyurdu | İdefix | D&R |

                                                                       Tanıtım Yazısı:                                           Çıkmazdaysa yüreğiniz, hikâyemi dikkatli okuyun, belki de bu sizin hikâyenizdir… Hiç uçurumun kenarında olduğunuzu hissettiniz mi? Ya da ayaklarınızın altındaki kaya parçalarının koparak düştüğünü… Ben artık öyle hissediyorum ve gitgide karanlığa düşüyorum. İhanetin en ağırını en yakınlarımdan gördüm. Anne ve babamdan… Tek suçum, onların isteklerine boyun eğmememdi. Tek suçum, onların değil de yüreğimin seçtiği adamı sevmemdi… Neden insanlar kendileri gibi olmayanı ötekileştirir ki? Bu başkaldırımın bedelini çok ağır ödüyorum. Bir akıl hastanesine kapatıldım. Tüm hayatım çalındı benden. Sevdiğim adam… Dünyaya getireceğim çocuğum belki de… Ne zormuş insanın kendinde olduğunu ispat etme çabası. Ve artık aklım yerinde mi bilmiyorum ama yüreğimin hâlâ aklı başında. Buradan kurtulmak istiyorum. Gün yüzüne kavuşup rüzgârın saçlarımı savuruşunu hissetmek, denizin tuzlu kokusunu içime çekmek istiyorum. Tek ümidim bu yazdıklarımı birinin bulması. Ne kadar zaman alır bilinmez, fakat bu satırları okuyacak kişiye sesleniyorum: Benim adım Clara Elizabeth Cartwright ve bu, benim hikâyem. Seçim senin, ya hikâyeme ortak ol ya da diğerleri gibi görmezlikten gel beni… Ardımda Kalanlar, anlattıkları ve karakterleriyle kurgu ürünü olsa da hikâyenin çıkış noktası gerçeğe dayanmaktadır. Tüm gizemleri içinde barındıran, duygu yüklü bu kitabı gözyaşları eşliğinde bitirdiğinizde, kendinizi sorgulamadan edemeyeceksiniz…
                



 Ardımda Kalanlar, sizi konusuyla aslında ele geçiriyor diyebilirim. Çünkü bir kere kurgu aslında gerçek bir olaydan esinlenerek oluşturulmuş ve yazarımız gerçekten de bu olayı lehine kullanmayı başarmış. Konusundan spoiler vermeden anlatıp hemen başka konulardan söz etmek istiyorum.

İki ana karakterimiz var. Bunlardan biri 1929 yılına gittiğimizde 18 yaşında olan Clara Elizabeth Cartwright. Oldukça güzel bir kız olan Clara İtalyan bir göçmen olan Bruno'ya aşık olur. Babası ise öğrendiğinde bu durumdan hiç hoşlanmaz ve mutlak bir çözüm bulmaya çalışır. Her ne kadar kızına karşı çıksa da Clara sonunda babasıyla orta yolu bulamayacağını anlar ve evden kaçmaya karar verir. Ama babasının daha iyi bir planı vardır. Kızını kaçamadan yakalar ve sinir krizi geçirdiğini iddia edip onu Williard Akıl Hastanesi'ne yollar. Clara daha ne olup bittiğini anlayamadan dünyası tepetaklak olur ve olaylar silsilesi işte burada başlar.

Akıl hastanesiyle hapishane arasındaki tek fark gözetleme kulesiyle metal çitlerin üstünde kıvrılan dikenli tellerdi (syf. 333)

Diğer bir yandan da 1995'e gidiyoruz. Bu olayların çok sonrasına. Isabelle Stone. Nam-ı diğer Izzy. 17 yaşında olan Izzy bundan 10 sene önce annesinin babasını öldürdüğünü ve bundan dolayı da akıl hastanesine kapatıldığını öğrenir. Daha sonra anneannesine verilir ama o da öldüğünde artık başka aileye verilmek zorunda kalır. Bu süre zarfında aslında çok şanslıdır. Çünkü çok iyi bir koruyucu aileye verilir. Yerel müzede çalışan aile bir gün Izzy'nin de bu çalışmalara yardım etmesini teklif ederler. Williard'da ölenlerden geriye kalan eşyaları incelemeye çalışırken Izzy'nin eline Clara'nın günlüğü düşer ve kendini okumadan alamaz. Daha sonra olayları biraz daha kurcalamaya başlar ve aslında sır perdeleri de Izzy sayesinde aralanır.

Bu uzun-kısa özet ardından kitap ile ilgili yorumlarıma geçebilirim sanırım.
Öncelikle kitap beni başta da dediğim gibi çok sarstı. Clara'nın o akıl hastanesinde çektikleri ve aslında o zamanların ne kadar acımasız zamanlar olduğunu okumak insanın tüylerinin diken diken olmasına yetiyor. Bir de işin kötüsü gerçekten de o zamanlarda sırf istedikleri yapılmadığı için böyle akıl hastanesine yatırılan çok insan varmış. Ben kitabı okuduktan sonra öğrendim bunları. Ve inanın çok üzüldüm. Böyle bir zihniyetin var olması bile çok ürkütücü bana göre. Zaten kitabı okurken şahsen bir korku filmi edasıyla okudum. Okuduklarım karşısında " nasıl bir baba bu?" , "nasıl insanlar bunlar?!!" demekten kendimi alamadım. Ya doktorların bile sizin hasta olmadığınızı biliyorlar ama resmen bile bile sizi burada tutmaya çalışmaları... Cidden korkunç bir durum.
Geçmişimin geleceğimi şekillendirmesine izin vermeyeceğim. (syf. 314 )
Arkadya'nın bu huyunu seviyorum ama. Yani çıkardıkları kitapların okuduğum kadarıyla hep beni etkilemeyi başarıyorlar. Ay nasıl cümle oldu bu ksjşldgkjdsşl. Her neyse yani bu kitap gerçekten çok sarsıcı ve sizin kitabı yerlere fırlatmanıza yol açan bir etkisinin olduğu doğrudur. Ha birde kitabı okurken artık bu olaylardan sonra bu kitabın sonu güzel bitmeyecek galiba diye düşünüyorsunuz. Ki gerçekten olanlardan sonra resmen karalara bağlamıştım. Ama yazar biraz insaflı çıkıp olayları güzelce toplamayı başarmış. Gerçi ben daha farklı bir şekilde hayal ediyordum ya neyse. Buna da şükür dedim.

Eğer sizde bu tarz dram ve gerçeklerin harmanlandığı kitaplardan hoşlanıyorsanız eminim bu kitap tam size göre. Okuduğunuza pişman olmayacağınız, yer yer sizi hüzünlendiren bu kitabı bir çırpıda bitireceksiniz.

- Puanım -
4/5*
*bir puanı yazar kitapta beni çok üzdüğü için kırdım :( * 


Bu kitap Kitap Sayfaları 2015 Favoriler listesindeki kitaplardan biri!

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Made With Love By The Dutch Lady Designs